Duyurular





E-Bülten

Anket




Hava Durumu

Müzik Yayını

1908716 Ziyaretçi

KARDİYOLOJİDE SIK KULLANILAN VE GİRİŞİMSEL OLMAYAN TESTLER

EKG:

Kalp elektrosu diye de tabir edilir. Kalbin elektriksel özelliklerinin kısa bir kağıt şeride dökümüdür.

Göğse, kollara ve bacaklara iliştirilen bir dizi elektrodla alınan kayıttaki birtakım bulgulardan yola çıkarak, kalbin durumu hakkında genel bir bilgi edinilebilir, pek çok kalp hastalığına ilişkin işaretler EKG üzerinde tespit edilebilir. Ancak normal bulunan bir EKG, kişide kalp hastalığı olmadığı konusunda bir garanti vermez. Bunun tersi de mümkündür, EKG'de saptanan anormal bulguların altından mutlaka kalp hastalığı çıkacak diye bir şey de yoktur.

EKG pek çok konuda yararlı olacak ipuçları sağlar, ancak mutlaka genel klinik tablo ile birlikte yorumlanmalıdır. Bu da doktorun işidir.

 

 

Efor Testi:

Treadmill Testi veya Egzersiz Stres Testi diye de tabir edilir. Hızı ve eğimi belli bir programa göre düzenli aralıklarla artırılan bir yürüme bandı üzerinde hastanın yürütülerek yorulması ve EKG kaydının bu esnada alınması prensibine dayanır.

İstirahat sırasında kendini göstermeyip gizli kalan bazı kalp sorunlarını, böyle bir test sırasında yakalama şansı biraz daha fazladır. Ama yine burada da her iki yönde yanılma payı hala vardır. Yani normal bulunan bir efor testi kişide kalp hastalığı olmadığı konusunda garanti vermediği gibi, anormal bulunan bir efor testi de kişinin mutlaka kalp hastası olduğu anlamına gelmez. Efor Testi elbette bir fikir verir ama kişinin ne sağlam ne de hasta olduğu konusunda bir garanti sunamaz. Verdiği sonuç mutlaka genel klinik tablo ile birlikte yorumlanmalıdır. Bu da doktorun işidir.

Efor testinin iyi bulunmuş olması, "kalp damarlarınız porselen gibi pürüzsüz" ve "dünyada size kalpten ölüm yok" anlamına gelmez. "Muhtemelen" ve "sadece o an için" ana kalp damarlarında ciddi bir daralma olmadığı, varsa bile şimdilik bir şekilde telafi edildiği şeklinde yorumlanabilir. Ancak kalp krizlerinin pek çoğunun hafif darlık noktalarındaki ani pıhtısal tıkanıklıklarla oluştuğunu, bunların da bırakın efor testini, anjiyoyla bile önceden kestirilemeyeceğini vurgulamak gerekir.

 

 

EKO:

Kalbin büyüklüğü, kapakları ve kasları gibi iç yapısına ve çalışmasına dair özellikleri konularında bilgi veren çok değerli bir tetkiktir. Ultrason, doppler ve renkli doppler tekniklerinin birleşimi ile çalışır, kalbin yapısal ve fonksiyonel durumuna ilişkin pek çok detayı ortaya koyar. Gebelerde ve çocuklarda da rahatlıkla kullanılabilir.

 

 

Transözofajial EKO:

Kısaca TEE olarak da ifade edilir. Kalp ve buna bağlı ana damarların daha ayrıntılı ve net görüntülenmesine ihtiyaç duyulan durumlarda yapılır.

Mideye yapılan endoskopi işlemindekine benzer şekilde boğaz uyuşturularak yaklaşık olarak dolmakalem kalınlığında bir prob (görüntüleme cihazı) yutturulur.

Mide girişi hizasına kadar istenen seviyeye inilebilir ve kalbe daha yakından bakılarak normal EKO işlemine göre daha net ve ayrıntılı görüntüler alınmış olur.

 

 

Miyokard Perfüzyon Sintigrafisi:

Talyum Testi de denilir, ama bu çok doğru bir deyim değildir. Çünkü bu test Talyum dışındaki maddelerle de yapılabilmektedir. Kalbin her bölümünün kanlanması ve netice olarak kalp damarlarının durumu değerlendirilmiş olur.

Damardan verilen bir radyoaktif maddenin kalbin her tarafına eşit dağılıp dağılmadığını izleyen, iyi dağılmadığı bir bölge varsa oraya kanın tam olarak ulaşmadığı ve sonuçta oraya kan getiren damarda sorun olabileceği şeklinde yorum yapan bir testtir.

Genellikle efor testiyle beraber yapılır. Ancak hastanın yürümesini zorlaştıran bir sorun varsa efor testini hiç kullanmadan, damardan ek bazı ilaçlar verilerek de yapılabilmektedir. Kalp damarlarının durumu hakkındaki hassasiyeti ve güvenilirliği efor testine göre biraz daha fazladır, ancak yine de % 100 bir hassasiyet ve kesinlik garantisi vermez. Ana kalp damarlarında ve bunların büyük yan dallarındaki belirgin daralmaları genellikle yakalar. Ancak normal bulunan bir test, kalp damarlarında hiçbir şey olmadığı veya olamayacağı biçiminde yorumlanamaz. Aynen efor testinde belirtmiş olduğumuz gibi, "Muhtemelen" ve "sadece o an için" büyük kalp damarlarında ciddi bir daralma olmadığı, varsa bile şimdilik bir şekilde telafi edildiği şeklinde yorumlanabilir. Ancak kalp krizlerinin pek çoğunun bu tür testlerle yakalanamayacak hafif darlık noktalarındaki ani pıhtısal tıkanıklıklarla oluştuğunu tekrar hatırlatmak gerekir. Kalp sintigrafisi testinde belli bir radyasyon da söz konusu olduğundan çok sık yapmak doğru değildir, gebelerdeki kullanımı da aynı sebepten dolayı sakıncalıdır.

Pek çok kişi şunu soruyor; "Peki yanılabiliyorlarsa biz bu testleri niye yaptırıyoruz?". Cevabım genellikle şöyle olmaktadır: Göğüs ağrısı veya buna benzer kimi yakınmalarınıza sebep olabilecek şu andaki önemli darlıkların pek çoğu bu tür testlerle rahatlıkla yakalanır. Ama bu testlerin yararı sadece, şu andaki yakınmalarınızın varsa şu andaki darlıklarla ilişkisini araştırmakla sınırlıdır. Şimdilik hafif ve zararsız ama gelecekte ilerleyebilecek olan darlıkları asla önceden tespit edemezler. İki gün sonra stres, sigara, kolesterol gibi faktörlerle yüzeyi aniden çatlayarak üzerinde pıhtı oturacak ve damarı dakikalar içerisinde tamamen tıkayacak olan "bugün için çok hafif ve zararsız" darlıkları yakalayamazlar. Faraza iki gün sonra kalp krizi geçirecek böyle bir kişi için bugün yapacağımız bir efor testi veya kalp sintigrafisi testi "Pırıl pırıl tertemiz", koroner anjiyo ise "önemli bir şey saptanmadı" şeklinde rapor verir.

Peki ne yapacağız o zaman? Risk faktörleri ile mücadele. Tansiyon, stres, kolesterol, kilo gibi konularda titizlik. Çünkü uykuda bekleyen ve bu testlerle bile asla yakalanamayan o "şimdilik çok hafif ve zararsız" darlıklar, uygun fırsatı bulduklarında bu provokatörler sayesinde harekete geçerler. 

 

Ritm Holteri:

24-48 saat süreyle kalp ritminin takibini ve dökümünü yapan bir testtir. Çarpıntı, bayılma, göz kararması gibi yakınmalarda ve ritm bozukluklarının araştırılmasında kullanılır.

Hastanın kemerine cep telefonu ebadlarında bir cihaz takılır ve bundan çıkan ince kablolar da hastanın göğsüne yapıştırılmış olan elektrodlara bağlanır. Hasta bunların üzerine günlük kıyafetini giyer ve gider. Dışarıdan bakıldığında kıyafetin altındaki cihaz ve kabloları pek belli olmaz. Hasta, uyku da dahil her zamanki günlük faaliyetine devam eder. Yatarken de bu cihazladır. Ertesi gün hastanın üzerindeki alet ve içindeki hafıza kartı çıkarılır.

Bilgisayara aktarılan döküm üzerinden gerekli analiz yapılır. Hastaya herhangi bir zararı veya yan tesiri yoktur. Ona dışarıdan herhangi bir etkide bulunmaz, sadece kalp ritmini izleyip sürekli kaydeder. Takılı olduğu süre içinde oluşacak ritm problemlerini mutlaka yakalar. Ancak bu süre içinde oluşmayan daha seyrek ritm sorunları karşısında ritm holteri testinin yapabileceği bir şey yoktur.

 

 

Event Recorder: Ritm bozuklukları bazen o kadar seyrek olur ki, bunu 24 saatlik bir izleme ile yakalamak mümkün olmaz. Olayı yakalamak için daha uzun, belki haftalar, hatta aylar boyunca bile bekleyip izlemek gerekli olabilir. Ritm holterinin hem konfor hem de maliyet nedeniyle pratik olmaktan çıktığı uzun takip gerektiren durumlarda bu cihazlar kulanılır.

 

 

Tansiyon Holteri:

Kola takılı kalıp tansiyonu belli aralıklarla otomatik olarak ölçüp kaydeden ve sonra bunun dökümünü veren bir cihazdır.

Hangi aralıklarla ölçüm yapması istenirse (mesela her saat veya yarım saatte bir ölçüm için) programlanır ve hastanın kendisi de dahil hiç kimsenin bir müdahalesi olmadan, uykudayken bile otomatik ölçümler yapılmış olur. Özellikle hastanede veya doktor yanında yükselen tansiyonu ayırdetmekte, tansiyon ölçme girişimi sırasında heyecanlanarak tansiyonu yükselen kişilerde, ayrıca günün değişik vakitlerinde ve özellikle uykuda tansiyonun nasıl olduğunu aydınlatma gibi konularda çok yararları olan bir testtir.

Verilen ilaçların etkinliğini de en doğru şekilde değerlendiren yöntemdir. Zira günde sadece 2-3 kez yapılan ölçümler hastanın tansiyon dalgalanmalarını tam olarak yakalayamazlar.