E-Bülten

Anket




Hava Durumu

Müzik Yayını

853761 Ziyaretçi

RİTiM BOZUKLUĞU NE DEMEKTİR? TEHLİKELİ MİDİR?

"Çarpıntım olduğu için acile gittim. EKG çektiler, tahlil yaptılar ve bir şeyimin olmadığını söylediler. Ama şikayetim devam ediyor ve çok korkuyorum. Bende ritm bozukluğu mu var?"

 

Kalbin normal atış ritmini ve düzenini kaybettiği durumlara "Ritm Bozukluğu  (aritmi)" denir. 


Kalp kaslarının düzenli şekilde çalışmasını sağlayan etken, bir elektrik sinyalidir. Kalpte normal olarak bu elektrik akımını doğuran belli bir odak ve onu ileten belli yollar vardır. Belli bir rota izleyerek dağılan bu düzenli akım sayesinde kalp normalde dakikada 60-80 civarı düzenli kasılma yapar ve kan pompalar. Bu akımın doğuşunu veya iletilişini engelleyen her türlü etken ritm bozukluğuna neden olabilir. Bu etkenler kalbin kendisinden de kaynaklanabilir, kalpte hiçbir sorun olmayıp dışarıdan da kaynaklanabilir. 

Ritm bozukluğu kalbin normalden daha hızlı, daha yavaş veya düzensiz çalışması gibi şekillerde ortaya çıkabilir. . Normali dakikada 60-80 olan nabız değeri 100'ün çok daha üstüne çıkabilir ve/veya düzensizleşebilir. Buna bağlı olarak hastalar genellikle çarpıntı hissi, göğüs kafeslerinin içinde sanki bir şey atlıyor veya bir kuş varmış da kanat çırpıyormuş hissi, kalp atışlarında tekleme, sanki duraklayıp tekrar çalışıyormuş hissi, o esnada nefes alamama ve fenalık hissi gibi yakınmalar ifade ederler. Daha seyrek olarak ritm bozukluğuna bağlı baş dönmesi, göz kararması, bayılma gibi durumlar ortaya çıkabilir. Ritm bozukluklarının tehlikeli bazı türleri, özellikle kalbin yapısal sorunlarıyla bir araya geldiğinde ani ölüm sebebi de olabilmektedir.

Burada sırası gelmişken hemen vurgulamak istediğim şey, nabzın normal değeri istirahat halindeki bir insanda dakikada 60-80 olmakla beraber, bunun bazı insanlarda sürekli 50 civarı gibi biraz aşağıda veya 90-100 gibi biraz yukarda gidiyor olmasının illa bir hastalık veya sorun olduğu anlamına gelmediğidir. Bazı insanlar yapısal olarak böyledir ve eğer eşlik eden başka sorunlar veya yakınmalar yoksa, bu değerler olağan kabul edilir. Uykuda 40'lar civarına inmesi gibi; heyecan ve stresle 100'ün daha üzerine, hatta yorucu hareketlerle 150 civarı değerlere çıkması da olağan olarak yorumlanır. Yine sık sorulduğu için vurgulamak istediğim diğer bir konu, zaman zaman sağlıklı insanlarda da atriyum veya ventrikül gibi değişik kalp boşluklarından kaynaklanan düzensiz vuruşların (ekstrasistol) olabileceği ve bunun hastalık boyutunda bir ritm bozukluğu olarak anlaşılmaması gerektiğidir. Ekstrasistol dediğimiz düzensiz vuruşlar, eğer kalp yetersizliği veya benzeri yapısal kalp sorunları eşlik etmiyorsa, genellikle herhangi bir tehlike arz etmezler ve rahatsızlık veren bir çarpıntı hissine neden olmadıkça tedavi gerektirmezler. 

Ventriküler erken vurular nedir, öldürür mü?

Ventriküler erken vurular kalbin ventrikül denilen kısmından çıkan düzensiz elektrik boşalımları ile oluşurlar. Diğer ekstrasistoller gibi kalpte tekleme, duraklama, kıpırtı, takla atıyor olma hissi gibi değişik ifadelerle anlatılırlar. Bazı kişiler hiçbir şey hissetmezken, bazıları ise üstteki belirtileri gayet yoğun yaşayabilirler. Yakın zamandaki bazı araştırmalar, hiçbir yapısal kalp sorununun olmadığı kişilerde bile bunların kalbe bağlı ölüm sıklığını az da olsa artırdıklarını tespit etmiştir. Özellikle kalbin yapısal özelliklerinin önemli düzeyde bozulduğu, kasılma gücünün ciddi azaldığı veya damarlarında önemli daralmaların olduğu hallerde bu tehlike daha artmaktadır. Ancak internette bunun gibi -doğru bile olsa önü arkası olmayan kopuk bilgilere- erişen birçok kişide bu ifadelerin istenmeyen sonuçlara yol açtığını üzülerek görmekteyiz.


Tıp bütün kararlarını istatistiğe dayandırır. Ama biliyoruz ki, istatistiksel sonuçlar tüm bireyleri kapsamaz ve doğru bile olsalar her zaman geçerli olmazlar. Ventriküler ekstrasistolle kalbe bağlı ölüm sıklığının arttığı verisinin de işte böyle bir istatistiksel veri olduğunu unutmamak lazımdır. Yukarıdaki bilgiyi -her ventriküler ekstrasistolü olanın ölmek üzere olduğu- şeklinde anlamak en büyük yanlış olur. Bunu ben hastalara genellikle trafikteki aşırı hız örneğiyle anlatırım. Trafikte saatte 90 km hızı aştıkça kaza ihtimalinin arttığı verisinden hareket edelim. Binlerce örneği inceleyerek böyle bir istatistiksel sonuca erişilmiş olabilir ve bu bilgi gerçekten doğru da olabilir. Ancak nasıl ki saatte 90 km hızı aşan herkesin mutlaka kaza geçireceğini söyleyemezsek, aynı şekilde her ventriküler ekstrasistolü olanın da yakın zamanda kalpten dolayı öleceğini söyleyemeyiz. Ventriküler ekstrasistolü olan bireylerin büyük çoğunluğu bu ekstrasistollerden dolayı değil, tıpkı diğer insanlar gibi, başka doğal sebeplerden dolayı ömrünü tamamlar.

 

Ritm bozukluğunun sebebi ve yapılacaklar nelerdir?

 

Ritm bozukluğu diye tek bir hastalık yoktur. Yani ritm bozukluklarının onlarca farklı türü ve her türün de farklı önemi söz konusudur. Ritm bozukluklarının kalpte başka hiçbir sorun olmaksızın, sadece stres, uyku bozuklukları, fazla çay-kahve-alkol tüketimi, tiroid bezinin fazla çalışması, ciddi kansızlık, bazı ilaçlar gibi dış etkenlerle tetiklenen zararsız-önemsiz türleri de vardır, gayet ciddi ve ani ölüme yol açabilen türleri de..

 

"Ritm bozukluğu" ifadesi tek başına belli bir anlam veya tehlike ifade etmez. Bunun türü, sıklığı, kalpte buna neden olan veya eşlik eden başka bir sorun (kalbin kasları, kapakları veya damarlarında) olup olmadığı gibi noktalarla beraber değerlendirilmesi gerekir. Yaklaşım ve tedavi de ritm bozukluğunun türüne göre değişir. Özellikle şikayet esnasındaki kalp elektrosunun (EKG) çekilebilmesi veya yakalanabilmesi teşhis için çok önemlidir.

 

Pek çok tetkikle beraber, özellikle Ritm Holteri tanıda yardımcı olabilir. Hastanın kemerine takılıp 24-48 saat süreyle üzerinde kalan, bu esnada kalp atışlarını takip ve kayıt eden, anormalliklerin dökümünü veren sistemlerdir. Daha seyrek olan ritm bozuklukları için "Transtelefonik EKG" yöntemi yararlı olabilir. Şikayet sırasındaki kalp ritminin tespitinde bu yöntemle, hasta şikayet esnasındaki kalp elektrosunu bir cihazı göğsüne değdirip düğmesine basmak suretiyle çekebilir ve ilgili merkeze telefon yoluyla gönderip dökümünü sağlayabilir. Çok daha seyrek olan ritm bozukluklarının tespit edilebilmesi ve o sırada olup bitenin saptanabilmesi için ciltaltına yerleştirilip aylarca duran ve hastanın ritmini takip eden "Event Recorder" denilen mini cihazlar da kullanılabilir.

 

Ritm bozukluğunun onlarca farklı türü ve her türün de farklı önemi ve tedavi şekli vardır. Ancak hangi tür sözkonusu olursa olsun; stres, panik ve heyecan duygusuna yatkınlık, uykusuzluk, horlama ve diğer uykusal solunum bozuklukları, fazla çay-kahve-alkol tüketimi, kola ve enerji içecekleri, saf bitkisel içerikli ve yan etkisiz olduğu ileri sürülerek piyasada Lida, Biber hapı gibi değişik adlar altında satılsalar da hemen hepsinin içinde iştah kesici ve uyarıcı etkili Sibutramin maddesi bulunan zayıflama ilaçları, tiroid bezi bozuklukları, yüksek dozda tiroid hormonu, ciddi kansızlık gibi sorunların da ciddi şekilde gözden geçirilmeleri gerekir. Çarpıntıdan yakınan insanlara, doktora gitmeden önce kendilerini bu hususlarda gözden geçirmelerini ve gereğini yapmalarını tavsiye ederim. Bunlar gibi dış etkenler yanında; kalbin ritm bozukluğu yapan kendi yapısal sorunları da muhtemeldir. Bu sorunlar içinde kalbin kapak, damar veya kas sorunları gibi çoğunlukla sonradan edinilen hastalıkları olabildiği gibi, ailesel geçişli yani genetik kökenli ritm sorunları da söz konusu olabilir. Genetik geçişli ritm sorunlarının içinde, doğumdan itibaren uzun yıllar sessiz kalıp günün birinde spor, ani stres veya heyecan durumunda ya da Sibutramin içerikli zayıflama ilacı, hatta bazı allerji, mantar hastalığı ilaçları ve antibiyotiklerin kullanımında bile kalp durması yoluyla ani ölüme yol açabilen türler de vardır. Bu itibarla, özellikle kitlesel sorumluluk taşıyan pilotluk veya ağır vasıta şoförlüğü gibi yüksek riskli mesleklere başlayacakların ve sportif aktiviteye başlayacak gençlerin bu gözle incelemeden geçirilmeleri şarttır.

 

Yukarıda saydığım çay, kahve, kola, uykusuzluk ve stres gibi tetikleyici unsurlardan kaçınmanın yeterli olmadığı hastalarda değişik ritm bozukluğu ilaçları tercih edilebilir. Bu amaçla, alttaki sorunun özelliklerine göre Beloc, Dideral, Tensinor, Nortan, Concor, İsoptin, Diltizem, Rythmonorm, Darob, Cordarone gibi değişik ilaç seçenekleri arasında bir değerlendirme yapılabilir. Kalbin atış hızının fazla azaldığı ya da kasılma sinerjisinin çok aksamış olduğu hastalarda ise bu ilaçlar genellikle sakıncalı olup değişik türlerde kalp pilleri (Pacemaker) tercih edilebilir.  Atriyal Fibrilasyon denilen ritm bozukluğu kanın kalp içinde iyi hareket edemeyip koyulaşarak pıhtılaşmasına, bu da pıhtıdan kopan parçaların gidip değişik damarları tıkamasına neden olabilir. Bu riske karşı, yerine göre Aspirin, Coumadin, Pradaxa veya Xarelto isimli kan sulandırıcı ilaç kullanılabilir.

Ritm bozukluğunun esas sebebi her ne olursa olsun, stres tüm ritm sorunlarına kesinlikle olumsuz katkıda bulunmaktadır. Eğer stresle baş etme, olaylara tepki verme alışkanlığını değiştirme, zihinsel ve bedensel gevşeme teknikleri konusunda eğitim alınır ve geliştirilirse, ritm bozukluğunun pek çok türünde gayet olumlu sonuçlar elde etmek mümkündür. Çünkü stres ve olaylara abartılı tepki verme konusundaki yanlış zihinsel alışkanlıklar çarpıntı ve ritm bozukluklarında çok ama çok etkin bir rol oynuyor. Değerlendirme sırasında ritm sorununun altında psikolojik faktörün belirginliği de tespit edilmişse tedaviye mutlaka bu yönden de yaklaşmak gerekir.

 

Değişmeyi samimi olarak isteyen hastalarda çok güzel ve hızlı sonuçlar aldığım için, ritm bozukluğuna olumsuz psikolojik faktörlerin etkisinin belirgin olduğu hastalarda hipnoz tedavisini ve zihinsel işleyişi değiştiren NLP yöntemlerini gayet sık kullanırım ve pek çok zaman ritm düzenleyici ilaçlardan çok daha hızlı, etkin ve kalıcı sonuçlar elde ederim. Sonuçta; özellikle strese ve psikolojik kökene dayanan ritm bozukluklarında, ritmle ilgili ilaçlara hiç ihtiyaç kalmayabilir veya sorun daha az sayıda-daha az dozda ilaçla baş edilebilir bir seviyeye geriletilebilir. Bu, özellikle psikiyatrik ilaç kullanmak istemeyen veya hamilelik gibi sebeplerle kullanamayan hastalarda büyük önem taşımaktadır.

 

Ama bazen yanlış zihinsel alışkanlıklarından, olaylara abartılı tepki vermekten memnun ve bu konuda değişmek istemeyen insanlar da olabilmektedir. İşin bu yönü ile de uğraşan bir hekim olarak bu gözlemimin hiç de nadir olmadığını söyleyeyim. Geçmişte olup bitmiş işleri hala kafasında tartışarak içindeki öfkeyi kızgınlığı kamçılamaya devam etme, içinde doğan kötü duyguları silme gayreti yerine ısrarla onların peşine takılıp hayalden hayale sürüklenme, duyduğu gördüğü her şeye gerekenin çok üzerinde tepki verme halini değiştirmek istemeyen ve kendini gururla böyle tarif eden insanlar da vardır. Değişmeyi kendisi istemeyen bir insan dışarıdan müdahale ile değiştirilemez ve bunlarda sürekli ilaç tedavisi dışında yapacak hiçbir şey yoktur.

 

Bazı ritm bozukluklarında, elektriksel düzensizliği üreten kalp içi odağı bulmak üzere "Elektrofizyolojik Çalışma, yani kısaltılmış adıyla EPS" yöntemine başvurulabilir. Anjiyografi işleminde olduğu gibi kasık damarlarından girerek kalp içindeki değişik bölgelere ilerletilen elektrodlarla, tıpkı bir elektrikçinin kontrol kalemiyle tesisatı kontrol edişindeki gibi, sorunlu elektriksel odağın tespiti yapılır. Sorunlu odak tespit edilince "Ablasyon" yöntemine yani radyofrekans enerjisi veya soğuk uygulayarak bu odağı ortadan kaldırmaya sıra gelir. Bu yöntemle ritm bozukluklarının türüne göre değişen başarı oranları söz konusudur. Kalp pillerinin veya ihtiyaç olduğunda elektroşok yapmak suretiyle ritm bozukluğunu düzeltmesi için göğüste ciltaltına yerleştirilen "AICD" isimli mini cihazların kullanıldığı bazı özel ritm bozukluğu türleri de vardır.

 

Pek çok hasta; "Çarpıntım olduğu için acile gittim. EKG çektiler, tahlil yaptılar ve bir şeyimin olmadığını söylediler" demekte. Ritm bozuklukları acil kliniklerde değerlendirilecek şeyler değildir. Acil klinikler sadece o sıradaki şikayeti ve aciliyeti gidermekle yükümlü yerlerdir, bunun da teşhis ve tedavi anlamına gelmediği açıktır. Ritm bozukluğu, kardiyoloji uzmanlarınca hastaya geniş zaman ayırarak ve sorunun üzerine ciddi şekilde eğilerek değerlendirilmesi gereken bir konudur.

 

 

Dr. Sinan Coşkun Turan, Kardiyoloji Uzmanı

www.kalbinizdegerlidir.com